Elindeki poşetlerin ağırlığına dayanamayan kolları yorgun düşmüştü ki elindekileri olduğu yere bırakıverdi biraz soluklanabilmek için. Kendine doğru yaklaşan ve yanından yürüyerek geçen, elinde bir kalıp kağıt olan genç çocuğa baktı ve merakla sordu. “Uşağım ne dağıtıysınız?”. Genç çocuk şehir merkezini baştan sona yürümüş olmanın verdiği yorgunlukla, biraz da teyzenin ilgi alanına girmeyeceğini düşünerek öylesine bir cevapla geçiştirmeye çalıştı avucundaki kağıtları göstererek. “Hafta sonu maç var teyzecim, broşür dağıtıyoruz”. Gencin yarı yorgun yarım tebessümüne kendi yorgun tebessümüyle karşılık veren teyze “Alanyaspor ile oynayrız dimi?” dedi kendisine şaşkın bir suratla bakan gencin gözlerinin içine bakarak. Elinde tutmakta zorlandığı bir kalıp kağıdın en üstte olanını parmağıyla çekip biraz kızarmış utangaç bir yüz ifadesiyle uzattı teyzeye doğru. “Evet teyzem passolig alana bilet bedava, buyur”. Cümlesini tam bitirmişti ki yerde duran ve iki eline ağır gelecek poşetleri fark etti. Uzattığı kağıdı son bir nezaket hamlesiyle katlayıp gözüne kestirdiği bir poşetinin içine attı ve “ben seni eve kadar götüreyim” dedi hepsini sırayla bir elinin parmaklarına dizdi. Yürüdüler… Yürüdüğü yolda geçen zamanı kendisine yardım eden genci tanımaya ayıran meraklı teyze oturduğu binanın kapısının önünde söyledi son cümlesini boynunu bükerek. “Bizi şampiyon yapmayler oğlum uğraşmayın boşuna”.

    Hafta sonu Trabzon sokaklarında 12 tane pırlanta gibi genç vardı. Belki gözünüze ilişmiştir yürürken. Size bir kağıt uzattılar yanınızdan geçerken. Hiç kimseden hiçbir beklentileri olmayıp, tek amaçları seyirci cezası aldığımız maçta tribüne daha fazla taraftar toplamaktı bu gençlerin. Güzel hikayeler ve güzel anılar biriktirdiler. Hepsini gözlerinden öpüyorum tek tek ve tebrik ediyorum yürekten. Hepinize helal olsun çocuklar.

    Neyse gelelim hiç konuya girmek istemediğim yere, yani şu bize saç baş yolduran maça. Haydi itiraf edelim. Hepimizin içinde bir korku vardı bu maç için. Her şey bu kadar mükemmel gidemezdi çünkü. Şehir bu havayı yakalamışken, insanlar tekrar bu kadar heveslenmişken, bilet kuyrukları “20 yıl sonra maça geleceğim, gaza geldim” diyen amcalarla dolmuşken, her şey yolunda giderken bir şey olmalıydı tadımızı kaçırmak için değil mi? Hep böyle olmamış mıydı yani? Yine oldu işte. Sağlık olsun. Sadece ilk yarısında 7 gol kaçırdığımız maçtan 1 puanla ayrılmak üzüyor insanı ama sağlık olsun. Bu güzel futbol, temelleri atılan 50’nci yılın güzel bir işareti olsun ve biz yine taraftar olarak orada olmaya devam edelim. Tribünlerde olma koşulumuz bir önceki maçta alınan 3 puan değil şartsız ve koşulsuz içimize sığmayan Trabzonspor sevgisi olsun. Konyaspor maçından sonra yine aynı hava yine aynı atmosfer, aynı heves ve aynı inançla orada olalım. Berabere kaldığımız için uykumuzdan olduğumuz günlere geri döndüğümüze göre doğru yoldayız. Asmayın suratınızı. Kırmayın hevesinizi. Ayakların yere daha sağlam basması için arada böyle uyarılar alacağız ki attığımız temel sağlam olsun. Güzel günler geliyor, inanın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.